3 Nisan 2010 Cumartesi

martıya çalakalem

sıradan bir akşam. beyoğlunda sıradan bir apartman barının teras katı. hava soğuk, camekan çatı üstte. sigara yasağı hükmünü sürmekte, beyoğlu hariç... boktan çikolatalı puro ağızda muhabbet edilmekte. ve çatıda bir martı eşlik etmekte beyoğlu insanlarına, belki de gözleri denizde.

bir martı olmayı isteyebilirdim hayatta. tüm ömrüm denizlerde geçsin, istediğim zaman kısa kanat hareketlerinin ardından eşsiz bir keyfi yaşayabilmek isterdim. cihangir camiinden tarihi yarımadayı izlemek mesela. hatta arkadaşım jonathandan* öğrendiğim tekniklerle daha hızlı uçabilmeyi... kesin olan şey ise minarelerin gökleri deldiği yeditepeli bu şehirde uçmak isterdim. uçmak isterdim vapurların arkasından fütursuzca, eskiden olduğu gibi kalabalık olmayacağımızı bilsem de. ve sevgili annemin elinden bir simit parçası kapmak iyi bir fikir olurdu, en susamlı yerinden simitin. susamı severim...

güneş batmaya başladığı zaman ise karaköyün dar sokakları üstünden beyoğlunun yolunu tutardım. belki gündüzünü daha çok severdim, ama bilirdim gecesi farklı olurdu. ve o köhne bar çatısından gülümserdim kendime, manalı bir bakış atardım belki de. tamamen özgür olmanın, istediğim zaman istediğim yere kanat çırpmanın verdiği huzurla, sonsuz özgürlük hissiyle...

0 yorum: