satie'ye mektup
heyhat cephede 33. günüm. sıtma korkusunu yerle bir eden mermi vızıltıları var etrafta. ve sen satie, kulaklarımdasın.
biliyor musun az önce kötü bir rüya gördüm? elinde taziye mektubuyla evime gelen rütbeli bir asker, hem de ağzı kulaklarında oyun oynayan oğlumuzun oyuncak atını sürdüğü anda. ve sen satie, o anda sen çaldın rüyamda, piyanonla zerdali ağacının altında, tınısı kulaklarımda. hani insan sırılsıklam olur ya böyle kabuslarda, ben rüyamda buz kesmiştim. ne çalıyordun biliyor musun?
haykırdım. "açma mektubu! burdayım ben, bahçemizde. yavru ördeklerin yüzdüğü havuzun mermerinde" senden de yardım istercesine. sen satie yardım etmedin bana, melankolik melodini sürdürmekte direttin hatta.
kulaklarımdasın satie, hatta aç karnına içtiğim günün ilk sigarasındasın. neler yaşıyorum biliyor musun? bazen öyle anlar olur ki cephede, sen anlayamazsın. sevgililer elele şafakta güneşin doğuşunu beklerken, "sen" ölmemeye çalışırsın. ölmemeye! anlayamazsın demiştim ama sen zaten biliyormuşsun bunları. vızıldayan mermilerin armonisini çalmışsın utanmadan. hırsızsın sen satie, hele parmakların... nerden anladım biliyor musun? benim de melodilerim olur bazen. fakat sayısız tekrardan sonra anlarım ki; benim değil onlar. seninkiler de öyle işte. hayattan çalmışsın hepsini. herkesin tecrübe ettiğini, ama çalamadığını çalmışsın.
tamam kabul.. en yetenekli hırsız sensin satie.
0 yorum:
Yorum Gönder