24 Nisan 2010 Cumartesi

Cuma





Cuma'ya gittim, gelicem..

Read more...

19 Nisan 2010 Pazartesi

It's Just Business



And Then They Would Fear You


Read more...

17 Nisan 2010 Cumartesi

Erken Yatılan Bir Gecenin Sabahı

Midemle ilgili problemlerim var. iyiden iyiye hissettirmeye başladı artık kendini. buna rağmen halen dengesiz beslenmeye devam etmekte, bu yazıyı yazarken ise bir bira içmekten geri kalmamaktayım; gazı kaçmış ve yarım da olsa.

Anatomik girdim fakat psikolojik devam etmek istiyorum. madem karın ağrısı dedik öyle devam edelim.

Bazı şarkılar vardır; tesirleri yüksek, şiddetli karın ağrısı yapanlar hani ya da erken yatılan bir gecenin sabahı kadar iyi hissettirmeyenler..

O gece;

Saat neredeyse yarım olmak üzereydeki yatmış, soğuk yastığımda keyif halindeyken uyumuş, hem de tır uzunluğunda bir uykuya geçiş süresi yaşamamıştım.

Saat 5 buçuk;

Gözlerim açıldı. yirmi dakika kadar tekrar uykuya dalmak için çabalasam da yapamadım. kalktım. çok uyumasamda gayet zinde hissetmekteydim kendimi. iki saat kadar oyalandıktan sonra uyunmayan gecelerin sabahına bir gönderme yapmak geldi içimden; cihangir camiine gidip benzersiz istanbul manzarasını izlemek iyi bir fikirdi. giyindim ve dışarı attım kendimi. tenha saatlerde istanbulun sevmediğim yanlarını da sevmeme vesile olmasına da sevindim bu fikrin. mezarlıktaki mezarlar istifinde sıralanan arabaların arasında geçen okul dönüşlerim geldi aklıma. modern dünyanın modern mezarlıklarında geçen zaman silsilesi ya da.


Çırağan caddesini bu kadar boş görmek mutlu etmişti beni. gelen ilk otobüse bindim ve yola koyuldum. otobüsten inince bir simitçi çarptı gözüme. istediğim tazelikte olmasa da tatmin etmişti beni. sabah güneşinin verdiği mutlulukla ve elimdeki simitle istiklale sağlam bir giriş yaptım. insan seli halinde ilerleyen bu cadde bu sefer bomboştu. hatta metrekare başına düşen insan sayısı gibi bir hesaplama içinde bile bulmuştum kendimi, o kadar yani. galatasaray lisesine kadar yürüdükten sonra çukurcumaya doğru döndüm ve tam istikamet cihangir camii.

İstanbulun sokakları gibi camiinin avlusu da boştu. “bu saatte bu adam burada napıyo?” gibi sorularla muhatap olmaktan korksam da “en güzel” banka oturup manzarayı seyre başladım. İster istemez düşünmeye başlıyor insan böyle anlarda hele halinizden anlayan ruh halinize göre şarkı seçen bir mp3 çalarınız varsa. gayet mutlu başlayan playlistim bir an geldi ki “Radiohead-Exit Music” de karar kıldı. evet işte o zaman, tam o zaman karın ağrım başladı. fakat aç karnına içilen sigaralar değildi bunu yapan, bir şarkıydı; evet erken yatılan bir gecenin sabahı kadar iyi hissettirmeyenlerden hani.

Sonrası;

Sen, ben, olimpik düşünce havuzana balıklama giriş yapan bir kafa..

Read more...